Rehabilitasyon Merkezimiz

 

Kalite politikamız için tıklayınız.

 

       hakkimizda-1bhakkımızda 2b.jpghakkımızda 3b.jpg

Bağcılar Belediyesi şirketi olan Başak A.Ş. ye bağlı olarak 2004 Yılında hizmete açılan Özel Bağcılar Başak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Ekim 2005 tarihinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu´na, 2006 yılından itibaren de Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Kurumumuzdan; “yaygın gelişimsel bozukluk”, “zihinsel engel” ve “fiziksel engel” tanısı alan bireyler hizmet almaktadır. 
 
1.500 m² si kapalı olmak üzere geniş bir park içinde hizmet vermekte olan kurumumuzdan 488 kişi eğitim almaktadır. Kurumumuzda; 12 Fizyoterapist, 1 Özel Eğitim Alanı Öğretmeni, 7 Zihinsel engelliler sınıf öğretmeni, 1 okul öncesi öğretmeni, 4 uzman öğretici ve 1 psikolog olmak üzere toplam 26 kendi alanında eğitim almış eğitimci; ayrıca, 1 kurum müdürü, 2 büro görevlisi, 1 halkla ilişkiler temsilcisi, 4 servis şoförü, 1 teknik eleman, 4 temizlik personeli ve 4 güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 43 kişi görev yapmaktadır.
Kurumumuzda ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi uygulanmaktadır.
              

      zihinsel-3b.jpg        perosn-23    personel-3.jpg

Foto Galeri için tıklayınız.

           
 
           
FİRMA BİLGİLERİ :
 
KURUM ADI : ÖZEL BAĞCILAR BAŞAK ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZİ
ADRES : Barbaros Mah. 171. Sok. No:11 Bağcılar / İSTANBUL
TEL : (212) 489 20 50
FAKS : (212) 489 03 40
 
PEDİATRİK FİZYOTERAPİ ÜNİTESİ (Fiziksel Eğitimler)

Her bebek ve çocuk durmaksızın büyür ve gelişir. Ancak, bazen, bu süreç genel olarak gözlemlenen ve kaydedilen standartlar çerçevesinde gerçekleşmez.

Bazen yaramazlık gibi görünen ama aslında doğru destekle çözülecek "basit" zorluklar söz konusu olabilir. Bazen de diğer çocuklarla birlikte öğrenip onlarla kaynaşmasını engelleyebilen, günlük hayatını zorlaştıran daha ciddi durumlar.

Bedensel, zihinsel veya duyusal zorluklar yaşayan ve farklı gelişen çocuklara, gereksinimleri olan desteği sağlamak için birçok farklı terapi yönteminden faydalanmak gerekir. Merkezimizde mesleki gelişime önem veren güncel bilimsel verileri takip eden fizyoterapistlerimiz çocukların özelliklerine göre seçilen test ve değerlendirme yöntemleriyle fiziksel performans değerlendirmesi yaparlar. Zihinsel ve sosyal gelişimleri göz önüne alınarak fizyoterapi programı geliştirip uygulanır. Hareket edebilmek özgürlüğün başlangıç noktasıdır. Bu düşünceyle Cerebral Palsy’li ve fiziksel problemi olan çocukları yaşamlarında olabildiğince özgür kılmak amaçlanmıştır. Bunu yaparken kalıplaşmış egzersiz yaklaşımı ile değil, çocuğun ilgi alanı değerlendirilerek oyunla ve rahatsızlık uyandırmadan çalışma yapılır.

Her bebek ve çocuğun tanısını, ona özel durumunu belirler ve birçok farklı tedavi, terapi ve eğitim yöntemini o vakaya özgü şekilde birleştirerek ona özel bir program oluştururuz.

Aile, öğretmen ve diğer paydaşlarla yakın işbirliği içinde uyguladığımız bu eğitim programlarının içinde yer alan terapi ve eğitim yöntemlerinden bazılarının başlıkları:

 

Nörogelişimsel Tedavi Yaklaşımı (NDT-Bobath Konsept)

Duyu Bütünleme Terapisi

Osteopati

-Craniosacral terapi

Oral-Motor Uygulamalar

Kontraktür Profilaksisi

Ortezleme ve Yardımcı Cihaz Planlama-Uygulama

Theratogs

Terapotik Bantlama

Ortopedik Manuel Terapi

Refleksoloji

Trigger Point (Tetik Nokta) Uygulamaları

NÖROGELİŞİMSEL TEDAVİ YÖNTEMİ

Nörogelişimsel tedavi (NDT-neurological developmental treatment) günümüzde Serebral palsili olan çocukların Fizyoterapisinde en çok kullanılan yöntemdir. Bu yaklaşıma Bobath yöntemi denmektedir. Bir fizyoterapist olan Berta Bobath ve eşi nörofizyolog Karel Bobath, nörögelişimsel tedavi prensipleriyle yetişkin nörolojik hastalarda 1940’lardan başlayarak geliştirdikleri bu yaklaşımı 1960’lı yıllarda doğuştan hareket bozukluğu olan bebek ve çocuklarda kullanmaya başlamışlardır.

Serebral Palsi ‘nin (SP) literatürde birçok tanımı vardır. Ancak genel anlamıyla, doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan duyu-motor (ve bazı durumlarda zihinsel) bozukluktur.

NDT kapsamında amaca yönelik olarak nöromotor, postural kontrol ve koordinasyonun artırılması ve bozuklukların en aza indirilerek fonksiyonlarda gelişme sağlanması hedeflenmektedir.

Çocuk fizyoterapistleri tarafından SP’li çocukların fizyoterapi uygulamaları içinde kullanılan Bobath tedavi yönteminde günümüzde aktif dinamik tedavi, fonksiyonelliği sağlamak için aktivitelerle eğitim, hareketin koordinasyonu ve dengenin geliştirilmesi, iç içe geçmiş farklı aktivitelerin bir hareket akışı içerisinde çalıştırılması önem kazanmıştır.

Evde günlük aktiviteler içerisinde hareketlerin tekrar edilmesi ile gelişimin sağlanması hedeflenmektedir. Bu yüzden hem çocuklardan, hem ebeveynlerden aktif katılım beklenir.

Tedaviye başlamadan önce terapi planı ve hedefleri belirlenmelidir. Terapi hedefleri yaşamdaki durumlarla bağlantılı olarak çocuğun hareket ve kişisel gelişimine fayda sağlayacak şekilde seçilmelidir. Günlük yaşamda bağımsızlığa ulaşabilmek için farklı fizyoterapi uygulamalarına (ortez va adaptif araç-gereç) ihtiyaç duyulabilir. Fizyoterapist tarafından kişiye uygun ortez ve adaptif araçlar(ayakkabı, oturma aracı, yürümek için araçları vs) önerilir.

Fizyoterapiye erken başlamak hareketlerin yanlış öğrenilmesini engeller. Çünkü yanlış hareket öğrenildikten sonra normal gelişimi takip eden hareketleri öğrenmek güçleşir. Örneğin; popo sunun üzerinde hareket etmeyi tercih eden çocuklara normal emeklemeği öğretmek zordur. Sınırlı hareket etmekten dolayı kas ve eklem eksikleri oluşur. Bu problemler ancak cerrahi girişimler ile düzeltilir.

Bobath kişiyi bir bütün (motor, duyusal, emosyonel ve kognitif )olarak ele alır.Tedavi hedefi belirlenirken de bunlar göz önünde tutulur. Sadece bedensel değil, çocuğun zihinsel seviyesi de önemlidir. Sosyal becerileri yükselmek için grup çalışması da verilebilinir. Aileye evde neler yapabilecekleri ve nasıl yapacakları anlatılır.

Hareket etmek, fonksiyon öğrenmek için düzenli kas tonusu gereklidir.

Aynı zamanda eklem pozisyonlarının ve dengesinin de düzgün olması lazımdır. Bazen birey duyusal problemlerde yaşayabilir. Örneğin; aniden yükselen sese karşı(köpeğin havlaması gibi) verilen anormal tepkiler kişinin günlük hayatta yaşamını engeller. Duyusal problemin düzeltilmesi de bir terapi hedefi olabilir.

Vaka: On aylık bir çocuk ile bağımsız oturarak iki el ile top oynamak, bir terapi hedef olabilir. Derse ebeveynlerden birinin katılmasını isteriz çünkü evde bu hareketlerin tekrar etmesi gerekir. Mesela büyük bir top üzerinde oturma pozisyonunda denge, postüral ve denge

reaksiyonları, gövde rotasyonları vs çalışabilir. Aynı zamanda, çocuğu alıştırmak için, annesi veya babasıyla top oyunu oynatılabilir, top gösterilip belki top çocuğun ellerine verilebilinir.

İki eli çalıştırmak için yüzüstü yatarken aktiviteler yapılanabilinir. Bu hazırlıklardan sonra gerçek hedefimiz, yanı bağımsız oturmaya ve iki el ile oynamaya başlayabiliriz.

        fiziksel-1b.jpg   zihinsel-1b.jpg  fiziksel-3b.jpg

                                                                                                                                    

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ (SENSORİK İNTEGRASYON)

Çevremizdeki uyaranlar ve duyu organları yolu ile algıladığımız bilgiler bizim çevremizi ve kendimizi tanımamızı sağlar. Bu bilgileri bir araya getirerek anlamlı bilgiyi oluşturmak yani bilgiyi işlemek ve kullanmaya hazır hale getirmek duyu bütünlemesi olarak adlandırılır . Bütün bu oluşum merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Bir tek duyudan alınan mesajlar öğrenmemiz için yeterli değildir. Bütün duyularımızı kullanarak algılamaya ve algılanan mesajlar arasında ilişki kurmaya ihtiyaç vardır. Eğer bu uyarıların alınmasında ya da algılanması sürecinde kişiler sorun yaşarsa duyu bütünleme terapisi bu kişilere yardım eder.

 

Duyu bütünleme bozukluğunun bazı belirtileri

• Bebeklik döneminde zamanında dönme, emekleme ve yürüme becerisini kazanamamak

• Bisikletin pedallarını çevirmede yaşıtlarına göre beceriksizlik

• Koşarken dengesini kolayca kaybetmek, düşmek

• Oyun becerilerinin yaşıtları kadar iyi olmaması, bazı oyuncakları nasıl kullanacaklarını kolaylıkla anlayamamaları

• Dil gelişiminde gecikme

• Makasla kesme, yapıştırma becerilerinin yaşıtlarından geri olması

• Kendilerine dokunulması ile ilgili problemler

• Bazı seslerin ya da ışığın rahatsızlık yaratması

• Merdiven çıkmak inmekten çekinme yada yapamama

• Yüksek yerlere çıkmak istememek yada sürekli çıkmak istemek

• Göz kontağı kuramama, gözle takip etmede zorluk

• Nesne kullanma becerisinin zayıflığı

• Konuşma problemleri, geçikmiş dil gelişimi

• Motor planlama bozukluğu

• Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı

• Davranış problemleri

• Kas tonusu ve koordinasyonla ilgili problemler

• Okulda yaşanan problemler: Okuma yazma ve matematik becerilerinin gelişmesinde güçlükler

• Yazı yazmada problemler

• 13-14 yaş: Organize olmayı beceremeyen, odasını ve eşyalarını toplu tutamayan, verilen ödevleri tam olarak yapamayan çocuklar

Duyusal problemler normal gelişim gösteren herhangi bir engeli olmayan çocuklarda da görülebilir. En sık duyu bütünleme problemi yaşayan farklı gelişim gösteren gruplar

• Yaygın gelişimsel bozukluk gösteren çocuklar (otizm, asperger sendromu, atipik otizm, rett sendromu)

• Bedensel problemler yaşayan çocuklar (cp,spina bifida,kas hastalıkları)

• Mental retardasyon

• Down sendromu

• İşitme engelli çocuklar

• Görme poblemi yaşayan çocuklar

• Çesitli sendromlar

 

OSTEOPATİ

Osteopati ilk kez 1874 yılında Amerikalı bir doktor olan Andrew Taylor Still tarafından doğal terapi yöntemi olarak geliştirilmiş, tüm dolaşım sisteminin ve biomekanizmanın, özellikle omurga ve hareket sisteminin doğru düzenlenmesini sağlamak amacı ile uygulanmaya başlanmış bir manuel terapi yöntemidir.

İnsan vucudunun bütün strüktürlerinin normale dönmesi- sirkülasyon ve metabolizmanın tekrardan düzenlenmesi, bu sayede vucudun kendi otoregülasyon sistemini aktif hale getirerek vucudun iyileşmesini sağlamak temeli üzerine kuruludur.

Osteopati; Craniosacral, Parietal, Visseral olmak üzere bölümler içerir. Bunlar,eklemler, kaslar ve omurgayı içeren kas ve iskelet sistemindeki rahatsızlıkların teşhis ve tedavisi ile birlikte vücuttaki tüm sistemleri dikkate alarak bütüncül bir yaklaşım ile uygulanan bir manuel terapi yöntemidir. Amacı, vücuttaki tüm sistemlerin özellikle; kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, konnektif doku, lenf ve dolaşım sisteminin olumlu etkileşmesini sağlayarak, bedenin otoregülasyonunu (kendi kendini iyileştirme) açığa çıkarmaktır.

Yenidoğandan itibaren her yaşta kişiye osteopatik yaklaşımla değerlendirmek ve uygulama yapmak mümkündür.

ORAL MOTOR UYGULAMALAR

Dil gelişimi, salya kontrolü, çiğneme, yutkunma gibi problemleri desteklemek amacı ile yapılan duyusal, motor, fasyal uygulamaları içerir.

KONTRAKTÜR PROFİLAKSİSİ

Hastalıkların bir özelliği olarak ya da hastalıkların yarattığı hareket kısıtlılıkları, artmış kas tonusu gibi durumlara bağlı olarak gelişebilecek kas kısalmaları, daha ileri seviyede eklem hareket açıklığının kaybı ile sonuçlanabilen durumları önlemek için yapılan manuel tekniklerdir.

ORTEZLEME VE YARDIMCI CİHAZ KULLANIMI

Ortez ise, kaybolmuş ya da azalmış olan ekstremite veya gövde fonksiyonlarının yerine getirilebilmesi için, istenmeyen vücut hareketi veya açılaşmaları önlemek ya da ekstremite ve

gövdeyi belirli pozisyonda desteklemek amacıyla kullanılan metal, deri, plastik,… gibi materyallerle yapılan araçlardır.

Pediatrik rehabilitasyonda ortez uygulamaları terapinin en önemli destekçilerinden ve günlük hayatta terapinin devamlılığına katkı sağlar.

Ortezlemeler tamamen kişiye özeldir. Fizyoterapistin hastayı değerlendirip karar verdiği ortezler profesyonel bir ortez -protez uzmanı tarafından en uygun malzeme seçilerek en iyi mekanik etki verecek şekilde hazırlanır.

Kimi zaman bir şekil bozukluğunun oluşmasını ya da ilerlemesini önlemek kimi zaman da bir fonksiyonu desteklemek için kullanılır ortezler. Kullanılan bazı ortezler ise ;

Üst ekstremite ortezleri

Alt ekstremite ortezleri

Gövde ortezleri ortezleri

Ortezlemeler dışında baş kontrolü, oturma, ayakta durma, yürüme gibi birçok fonksiyonu desteklemek için de yine kişi özel optimum düzeyde destekleyen yardımcı cihazlar da kullanımaktadır.

Baş kontrolünü destekleyen yardımcı cihazlar

Oturma sehpası

Ayakta durma sehpası

Yürümeye yardımcı yürüteçler, koltuk değneği, tekerlekli sandalye

TERAPÖTİK BANTLAMA

Vücudun dermis tabakası ile uyumlu ve benzer yapıda üretilmiş bantlar kullanılarak yapılır . Belirlenen ihtiyaca göre seçilen teknikler sayesinde istenen etki yaratılır. Genel olarak kas tonusunu düzenlemek, dolaşımı iyileştirmek, motor fonksiyonu desteklemek, stabilite sağlamak, postürü düzeltmek, hareket paternlerinin fasilitasyonu ve denge-destek fonksiyonları için kullanılır. Kullanıldığı durumlar ise çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Bunlardan bazıları ise;

• Bel-sırt-boyun ağrıları,

• Omuz, dirsek, el, el bileği ve parmakları ilgilendiren ağrılı problemler,

• Diskopatiler • Postür ve duruş bozuklukları, • Kalça, diz, ayak, ayak bileği ağrıları,

• Diz ve kalçanın dejeneratif artritleri,

• Küçük meniskal yırtıklar, tendinitler, muskuler strainler,

• Post operatif evre (meniskopati gibi),

• Ayak bileği burkulmaları, plantar ağrılar, eqin kalkanei,

• Huzursuz bacak sendromu,

• Spor yaralanmaları sonrası veya yaralanma öncesi önleyici uygulamalar,

• Epikondilitler, karpal tünel sendromu,

• Hamilelik süresince gelişen ağrılı eklem problemleri ve ödem,

• Cerrahi sonrası görülen ödem,

• Nörolojik hastalıklarda görülen kas kuvvet yetersizlikleri ile hareket algısı ile ilgili bozukluklar,

• Düşük ayak,

• Romatizmal hastalıklar ve fibromiyalji,

• Lenfödem,

• Gerilim tipi başağrısı, temporomandibular eklem bozuklukları,

• Kompartman sendromu,

• Muskuler tinnitus,

• İnkontinans

REFLEKSOLOJİ

Çok eski bir yöntem olan refleksoloji alternatif bir yöntemdir. Temeli ise vücuttaki bir organ ya da alanın ayak ve ellerde belirli yansıma noktalarının olmasıdır. Bu yansıma noktalarına yapılan manuel uyarılarla etki sağlanmaktadır.

Refleksoloji, vücudun kendi iyileştirme mekanizmasını harekete geçirir. Dolaşım sistemi, kas-iskelet sistemi, sinir sistemi, sindirim sistemi, endokrin sistem, üreme sistemi olarak ayrı ayrı her sisteme yönelik olarak uygulama yöntemleri vardır. Sistemik uygulamalar olduğu gibi mevcut rahatsızlıklara özgü uygulanacak noktalar ve uygulama şekilleri bulunmaktadır. Etkinliği için 6-16 seans minimum uygulama gerekmektedir.

Bu alternatif yöntem uygulanan terapi ve tedavileri doğru hedefler belirlendiğinde ciddi ölçüde desteklemektedir. Bu konuda eğitim almış sağlık personeli tarafından uygulanmalıdır. Pediatrik rehabilitasyonda hedef farklılık göstermekle birlikte her çocuğa uygulanabilir.

MERKEZDEKİ HİZMETLERDEN KİMLER YARARLANABİLİR?

* Cerebral Palsy (CP)

* Spina Bifida (SB)

* Down Sendromu

* Merkezi Sinir Sistemini Etkileyen Dejeneratif, Metabolik ve Genetik Kökenli Hastalıklar- Sendromlar

* Mental Motor Retardasyon (MMR- Mental Motor Gerilik)

* Brakial Pleksus Yaralanması

* Kas Hastalıkları (DMD, SMA,.. v.b.)

* Travmatik Nedenli Merkezi Sinir Sistemi Yaralanmaları

* Duyusal Algı Bozukluğu Olanlar

* Otizm

 

 

ÖZEL EĞİTİM ÜNİTESİ (Zihinsel Eğitimler)

Özel Eğitimle İlgili Kavramlar

Özel Eğitime İhtiyacı Olan Birey: Çeşitli nedenlerle, bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri açısından yaşıtlarından beklenilen düzeyden anlamlı farklılık gösteren birey, özel eğitime ihtiyacı olan birey olarak tanımlanır.

Yetersizlik: Zedelenme ya da bazı sapmalar sonucu, bir insan için normal bir etkinliğin ya da yapının önlenmesi, sınırlandırılması halidir.

Engel: Bireyin yetersizliği nedeniyle, yaşadığı sürece, yaş, cins, sosyal ve kültürel farklılıklara bağlı olarak oynaması gereken rolleri gereği gibi oynayamama durumudur. Özel Eğitim Nedir?

Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların özür ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitime "özel eğitim" denir. Özel eğitim;

* Çoğunluktan farklı ve özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara sunulan,

* Üstün yetenekli olanları yetenekleri doğrultusunda en üst düzeye çıkmasını sağlayan,

* Yetersizliği engele dönüştürmeyi önleyen,

* Engelli bireyi kendine yeterli hale getirerek topluma kaynaşmasını ve bağımsız, üretici bireyler olmasını destekleyecek becerilerle donatılan eğitimdir.

Özel Eğitim Gerektiren Tanı Grupları

Özel eğitim gerektiren, diğer bir deyişle özel gereksinimli öğrenciler, genellikle şu gruplarda toplanmaktadır:

* Zihin engelliler

* Öğrenme güçlüğü gözlenenler

* Duygu ve davranış bozukluğu olanlar

* Bedensel yetersizliği olanlar

* Konuşma ve dil sorunlular

* İşitme engelliler

* Üstün zekâlılar ve üstün yeteneği olanlar

Engelli Oluş Nedenleri

Engelli oluş nedenleri, pek çok ölçüte göre sınıflandırılabilir. Burada, engelli oluş nedenleri doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında oluşmalarına göre sınıflandırılmıştır.

1. Doğum Öncesinde Oluşan Nedenler

Genetik Nedenler: Bazı engellilik durumları, çocuğa anne-babasından kalıtım yoluyla, diğer bir deyişle, genetik olarak geçen özelliklere bağlı olarak ortaya çıkar. Örneğin, bir zihin engellilik türü olan fenilketonüri (PKU), genetik bir bozukluktan kaynaklanır ve fenilalalin maddesinin karaciğerde birikmesi sonucunda beyinde hasar oluşmasına bağlı olarak kendini gösterir. Her yeni doğan bebeğin fenilketonüri testine tabi tutulması ve bu bozukluğu taşıyanlara ergenlik döneminin sonuna kadar özel bir diyet uygulanması, beyinde oluşacak hasarı ve ortaya çıkacak zihin engelini büyük ölçüde önlemektedir.

Kromozomal Nedenler: Kromozomal nedenler, döllenme sırasında ya da hemen sonrasında anne ya da babadan gelen kromozomlarla ilişkili sorunlara bağlı olarak (eksiklik, fazlalık ya da bozukluk) bazı engel durumlarına yol açabilmektedir. Örneğin, Down sendromu, 21. kromozomda fazladan üçüncü bir gen olmasına bağlı olarak ortaya çıkan ve en yaygın kromozomal zihin engellilik durumunu oluşturan durumdur.

Doğuştan Getirilen Diğer Nedenler: Genetik ya da kromozomal bir neden yokken, bedenin belli bölümlerinin ya da organlarının doğum öncesindeki oluşumunun özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkan engel durumlarına çok sık rastlanmaktadır. Doğum öncesinde oluşan bir engel türü olan spina-bifida, gebeliğin ilk aylarında omuriliğin gelişiminde meydana gelen bozukluklara bağlı olarak gövdenin alt kısmının ve bacakların tutmamasına yol açar. En yaygın bedensel engel türlerinden olan serebral palsy de, anne-babadaki kan uyuşmazlığına bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.

Çevresel Nedenler: Hamilelik sırasında annenin hastalık geçirmesi, dengeli beslenmemesi, ilaç kullanması, vb. nedenlere bağlı olarak da pek çok engellilik durumu ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, annenin hamileliğin ilk aylarında viral enfeksiyon geçirmesine bağlı olarak bedensel engeller oluşabilmektedir.

2. Doğum Anında Oluşan Nedenler

Doğum anında oluşan nedenler, doğum sırasında ve doğumdan hemen sonra ortaya çıkan sorunları kapsamaktadır.

Erken Doğum: Çok erken ve düşük kilolu doğuma bağlı olarak bazı engellilik durumları oluşabilmektedir. Bunlar içerisinde en yaygınları, zihin engeli ve işitme engelidir.

Oksijen Yetmezliği: Doğum sırasında, doğumun uzun sürmesi ya da zor olması gibi nedenlere bağlı olarak zihin engeli ve serebral palsy başta olmak üzere çeşitli engellilik durumları ortaya çıkabilmektedir.

3. Doğum Sonrasında Oluşan Nedenler

Beden Sağlığıyla İlişkili Nedenler: Bazı engellilik durumları çeşitli hastalıklar, yetersiz beslenme ve kaza geçirme gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, menenjit sonrası ortaya çıkan bedensel engeller, orta kulak enfeksiyonlarına bağlı işitme engeli, beyin travmasına bağlı zihin engeli, şeker hastalığına bağlı görme bozuklukları, bu grupta karşılaşılan en yaygın durumlardandır.

Eğitsel Nedenler: Aile ve eğitim ortamlarının, çocukların eğitim gereksinimlerini karşılayacak özelliklere sahip olmamasına bağlı olarak da engellilik durumu oluşabilmektedir. Gelişim ve öğrenmenin gerçekleşmesinde, çocuğa doğduğu andan başlayarak uygun yaşantıların sağlanmasının taşıdığı önem herkes tarafından kabul edilmektedir. Örneğin, öğrenme güçlüğünün en önemli nedenleri arasında, eğitsel nedenler sayılmaktadır. Çocuklar, çevrelerinde olup biten pek çok şeye karşı büyük bir merak duyarlar ve sorularla, deneme-yanılmalarla bu meraklarını gidermeye çalışırlar. Bu süreçte aile ve eğitim ortamı ne denli destekleyici olursa, gelişim ve öğrenme de o denli hızlı olur.

Duygusal-Toplumsal Nedenler: Çocukların sevgi, kabul görme gibi duygusal ve toplumsal gereksinimlerinin yeterince karşılanamaması, çocukların ihmal ya da istismar edilmesi sonucunda doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkan engellilik durumları da vardı. Öğrenme güçlüğü, duygu ve davranış bozukluğu, bu grupta yer alan en yaygın engel türleri olarak kabul edilmektedir.

Özel Eğitim Kurumlarının Amacı ve Özel Eğitim Hizmeti Veren Kurumlar

Özel eğitim kurumuna devam eden bireylerin;

1. Toplum içindeki rollerini gerçekleştiren, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, işbirliği içinde çalışabilen, çevresine uyum sağlayabilen, üretici ve mutlu bir vatandaş olarak yetişmelerini, 2. Kendi kendilerine yeterli bir duruma gelmeleri için temel yaşam becerilerini geliştirmelerini, 3. Uygun eğitim programları ile özel yöntem, personel ve araç-gereç kullanarak; ilgileri, ihtiyaçları, yetenekleri ve yeterlilikleri doğrultusunda üst öğrenime, iş ve meslek alanlarına ve hayata hazırlanmalarını sağlamaktır.

                                           zihinsel-2b.jpg        fiziksel-2b.jpg

 

Özel Eğitim Kurumları

Ayrı Okullarda Özel Eğitim Uygulamaları

A. Görme Engelliler İlköğretim Okulları (Yatılı/Gündüzlü) B. İşitme Engelliler İlköğretim Okulları/Liseleri (Yatılı/Gündüzlü) C. Ortopedik Engelliler İlköğretim Okulları (Yatılı/Gündüzlü) D. Eğitilebilirler İlköğretim Okulları (Gündüzlü) E. İş Okulları (Gündüzlü) F. Eğitim ve Uygulama Okulları (Gündüzlü) G. İş Eğitim Merkezi (Gündüzlü) H. Otistik Çocuklar Eğitim Merkezleri (OÇEM) İ. Bilim Sanat Merkezleri J. Hastane Okulları

Normal Okullarda Özel Eğitim Uygulamaları

* Kaynaştırma / Bütünleştirme

* Özel Eğitim Sınıfı

Özel Eğitimde Sistem Basamakları

1. Erken Çocukluk Dönemi Eğitimi

* Özel eğitim ihtiyaçları belirlenmiş, 0-36 ay arasındaki çocuklar için, özel eğitim hizmetleri, öncelikle ailenin bilgilendirilmesi ve desteklenmesi temeline dayalı olarak, üniversitelerle iş birliği ile eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi ve gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmen tarafından evlerde ve kurumlarda sürdürülür.

* Bu çocukların, sosyal yönden gelişimlerini desteklemek ve ailelerin bilgi ve deneyimlerini artırmak için, resmî ve özel kreşlerde, bireysel özellikleri ve yaşları dikkate alınarak, belirlenen bir günde yarı zamanlı oyun grubuna ya da etkinlik grubuna devam etmesine karar verilebilir.

* Aileler, eğitsel oyun, oyuncak, oyuncak kütüphaneleri, özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara kendilerini serbest ifade etme olanağı sağlayan oyun-eğlence alanları ve eğitsel kitap gibi konularda bilgilendirilir ve özendirilir.

2. Okul Öncesi Eğitimi

* Özel eğitim ihtiyaçları belirlenmiş 37-72 ay arasındaki çocuklar için, okul öncesi eğitimi zorunludur ve kaynaştırma uygulamaları temeline dayalı olarak, destek eğitim plânları çerçevesinde sürdürülür.

* Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların, bireysel yeterliliklerine dayalı gelişim özellikleri dikkate alınarak okul öncesi özel eğitim sınıfları ve okulları da açılabilir. Oluşturulacak özel eğitim sınıflarında ve okul öncesi özel eğitim okullarında sınıfların mevcudu, bir öğretmen için altı, iki öğretmen için on çocuktan fazla olamaz. Bu çocuklarda tuvalet eğitimi koşulu aranmaz.

3. Hazırlık Sınıfı

* Bünyesinde özel eğitim sınıfları bulunan ilköğretim okulları ile özel eğitim ilköğretim okullarında, öğrencilerin gelişim ve bireysel özellikleri doğrultusunda, onları örgün eğitimi izleyebilecekleri duruma getirmek için hazırlık sınıfları açılabilir. Hazırlık sınıflarında en fazla 10 öğrenci bulunur.

* Hazırlık sınıfı programı; bireylerin, sosyal etkileşim, iletişim ve temel yaşam becerilerini geliştirme, sınıfa, okula ve yaşama uyumlarını artırmaya yönelik hazırlanır. Kavrama, dinleme, anlama, anlatma, okuma ve yazmayla ilgili hazırlık çalışmalarını içeren bu programın süresi en fazla bir ders yılıdır.

* Ders yılı sonunda hazırlık sınıfı öğretmeni, aile, okul rehber öğretmeni-psikolojik danışmanı ile okul yönetiminin ortaklaşa aldığı yöneltme kararı doğrultusunda öğrenci;

a. Kaynaştırma uygulamaları yapılan ilköğretim okuluna,

b. Özel eğitim ilköğretim okuluna,

c. İlköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştirecek durumda olmayan öğrenciler için, gelişim alanlarındaki performans düzeyi dikkate alınarak hazırlanmış bir eğitim programına devam ettirilir.

4. İlköğretim

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler ilköğretimlerini; özel eğitim veya diğer ilköğretim okullarında sürdürürler.

* Özel eğitim ilköğretim okullarına devam eden öğrencilerin gelişimleri izlenip, eğitim performansları dikkate alınarak, programın amaç, içerik, öğretim süreçleri ve değerlendirme boyutlarında uyarlamalar yapılarak, kaynaştırma uygulamalarına öncelik verilir.

* Özel eğitim ilköğretim okullarında sınıf mevcudu en fazla 10 öğrenciden oluşur. Zorunlu öğrenim çağındaki, klinik bakıma ihtiyaç duyan veya birden fazla alanda

yetersizliği olanlar için destek eğitim plânı Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu tarafından hazırlanır.

* Bu bireylerin eğitimleri, öncelikle ailelerinin bilgilendirilmesi ve desteklenmesi temeline dayalı olarak, gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmenler tarafından kurumlarda ve evlerde sürdürülür.

5. Evde Eğitim

* Herhangi bir eğitim öğretim kurumundan doğrudan yararlanamayacak durumda olan okul öncesi ve ilköğretim çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylere evde eğitim verilmesi,

* Evde eğitim hizmetine karar verilmeden önce, bireyin bir eğitim öğretim kurumundan doğrudan yararlanmasına imkân verecek fiziksel, soysal ve ekonomik bütün önlemlerin alınıp alınmadığının değerlendirilmesi,

* Evde eğitim hizmetleri kurul tarafından planlanır. Bu hizmetlerin, gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen tarafından sürdürülmesi,

* Bireyin eğitim ihtiyaçları doğrultusunda bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlanması,

* Evde eğitimde, ailelerin bilgilendirilmesi, desteklenmesi ve eğitimin her aşamasına katılımlarının sağlanması,

* Evde eğitim sürecinin birey, aile ve öğretmenin iş birliğine dayalı olarak planlanması, Bireylerin gelişim durumları ve yeterliklerinin sürekli değerlendirilmesi ve buna göre eğitim sürecinde değişiklik ve düzenlemeler yapılması esastır.

6. Orta Öğretim

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, orta öğretimlerini özel eğitim okullarında veya diğer genel, meslekî ve teknik orta öğretim okullarında, kaynaştırma yoluyla sürdürmeleri esastır.

* İlköğretim okullarını bitiren; özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerden genel, meslekî ve teknik orta öğretim okullarına yönlendirme kararı alınanlar, ilgili birimlerle yapılacak iş birliği çerçevesinde yatılı ve sınavsız olarak bu okullara yerleştirilirler.

* Çok programlı liselere ve meslek liselerine yönlendirme kararı alınanlardan, yatılı okumak isteyen öğrenciler için yakın yatılı okulların olanakları da değerlendirilerek yeterli kontenjan sağlanır.

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden, açık öğretim lisesine yönlendirme kararı alınanlar tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından izlenir.

* İlgili kurum ile programın ölçme ve değerlendirilmesi gibi konularda iş birliği yapılır. 7. Yüksek Öğretim

* Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerden, yükseköğretime yönlendirme kararı alınanların ilgileri, istekleri, yetenekleri, yeterlilikleri ve istihdam olanakları doğrultusunda ve ölçüsünde yükseköğretim olanaklarından faydalanabilmeleri için sınavlarda ve değerlendirmede gerekli özel eğitim önlemleri alınır.

* Yükseköğretim kurumları ile iş birliği yapılarak yerleştirilmelerinde, kredi ve burs almalarında öncelik tanınır.

8. Yaygın Eğitim

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin temel yaşam becerilerini geliştirmek, öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak, onları işe ve mesleğe hazırlamak amacıyla, farklı konu ve sürelerde, çevrenin olanakları ve ihtiyaçları doğrultusunda yaygın eğitim programları düzenlenir.

* Bu programlar, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin aileleri ve yakın çevreleri için, bireyin gelişim sürecinde aktif rol almaları ve onlarla birlikte yaşam becerilerini geliştirmelerini sağlayacak biçimde hazırlanır.

* Özel eğitime ihtiyacı olan bireyleri iş hayatına hazırlayıcı iş ve meslekî yaygın eğitim programları; bu bireylerin bireysel gelişim özellikleri ve yeterlilikleri doğrultusunda yörenin, iş gücü piyasasının mevcut ve gelecekteki ihtiyaçları dikkate alınarak plânlanır; uygulama ağırlıklı ve bireyin o işi veya mesleği amaçlanan yeterlilikte yapmasını sağlayacak şekilde uygulanır.

Özel Bağcılar Başak Rehabilitasyon Merkezinde Hizmet Verilen Engelli Türleri

* Fiziksel Engelli Bireyler

* Zihinsel Engelli Bireyler

Dandy Walker Sendromu, Angelman Sendromu, Down Sendromu, Fenil Ketonüri(PKU), Frajil X Sendromu, Mental Retardasyon, Mikrosefali, Hidrosefali, Cerebral Palsy (CP), Zihinsel Öğrenme Yetersizliği, Rett Sendromu

* Spastik Engelli Bireyler

* Genetik Hastalıklı Bireyler

* Dil ve Konuşma Problemi Olan Bireyler; Disleksi, Gecikmiş Konuşma, Konuşma Engeli, Konuşma Bozukluğu (Artikülasyon), Ses Bozukluğu

* Psikolojik Problemi Olan Bireyler; Anksiyite Bozukluklar, Depresyon, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Şizofreni, Sosyal Fobi

* Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler

* Gelişimsel Bozukluğu olan Bireyler; Otizm, Atipik Otizm,Yaygın Gelişimsel Bozukluk, Asperger Sendromu

* Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Özel Başak Rehabilitasyon Merkezinde Eğitimlerde Kullanılan Yöntem ve Teknikler

Küçük Adımlar Eğitim Programı

Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı, 0-4 yaş arasındaki gelişimsel geriliği olan çocuklara (Down Sendromu, Otizm, Zihinsel Yetersizlik, Bedensel Yetersizlik vb.) yönelik bir erken eğitim programıdır. Erken eğitim, özürlü çocukların tüm potansiyellerine ulaşmaları için eğitimin olabildiğince erken başlaması anlamına gelmektedir.

Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı, gelişimsel geriliği olan çocukların anne-babalarına yönelik olarak hazırlanmıştır. Çocuğun ev ortamında eğitilebilmesi için kolayca uygulanabilir ilkeler sunmaktadır. Bu program anne-babanın, çocuklarının en önemli öğretmenleri olduğu görüşünü benimsemektedir. Ancak Küçük Adımlar, öğretmenler, terapistler ve öğrenciler tarafından da kullanılabilir.

Küçük Adımlar Erken Eğitim Programı, yalnızca öğretim programı açısından değil, aynı zamanda, ne, nasıl öğretilmeli? konusundaki yaklaşımı açısından da kapsamlıdır. Bu programda, temel ilkelerin yanısıra, yılların deneyimi ve anne-babaların neyin işe yaradığına ilişkin görüşleri doğrultusunda hazırlanmış pek çok uygulanabilir öneri de sunulmaktadır.

PECS Yöntemi

Pecs uygulamalı davranış analizine dayalı bir alternatif iletişim sistemidir. Normal dil ve iletişim gelişimi aşamalarına göre planlanmıştır. Öncelikle temel iletişim ilkelerini kazandırmayı, daha sonra ise belli mesajları iletmeyi öğretmeyi hedefler. Mesaj iletiminde, önce tek resimler kullanılır. Giderek birden fazla resmin bir araya getirilmesiyle, cümleler kurulur.

PECS sistemi Amerikalı psikolog Andy Bondy ve konuşma terapisti Lori Frost tarafından geliştirilmiştir. Bu yöntem, iletişimi bir büyüğün yönetmesi yerine çocuğun başlattığı ve lider olduğu, çocuğa istediği bir nesneyi elde etmek için, o nesneyi resmiyle değiş tokuş etmeyi

öğreten bir yöntemdir. Konuşamayan ya da kelime hazinesi olup da düzenli ve anlaşılır şekilde iletişimde bulunmayan her çocuğa öğretilebilir. Örneğin, içecek bir şey istediğinde onun resmini bir büyüğe verip ondan içeceğini almayı öğrenir. Bu değiş tokuş formülü ile birisine yaklaşma ve onunla etkileşim gibi iletişim için gerekli beceriler kendiliğinden öğrenilmektedir. Bu sistem çocuğun bulunduğu her yerde öğretilmektedir. Eğitim sistemi altı aşamaya ayrılmıştır. İlk başta gereksinimini tek bir resimle anlatan öğrenci, değişik resimleri ayrımsamayı ve diğer aşamalara geçildikçe karmaşıklaşan cümleler kurmayı öğrenir. Resimler ve cümleler taşınır bir cırtcırtlı kitaba konmaktadır. Bunun amacı çocuğun istediği zaman, istediği yerde yeni bir cümle kurarak iletişime girmesidir. PECS sistemi arkadaşlar arasında iletişim, sırasını bekleme ve oyun oynama becerilerini geliştirmek amacıyla da kullanılır.

Otizmli bireylerin yaklaşık yarısının yaşam boyu hiç konuşmadığı, geriye kalan kısmının ise yaklaşık %80’nin anlamlı bir konuşma geliştiremediği yani iletişemediği belirtilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’ nin Delaware eyaletindeki Otizm Projesi, PECS sistemi ile bir seneden fazla eğitim gören çocukların %76’ sının, bu sistemi iletişim amaçlı kullandıklarını ya da konuşmayı kullanmayı artırdıklarını tespit etmiştir. Bu araştırmada PECS sistemi ile çocukların konuşmayı da öğrenebildikleri, kendilerine göre kolay bir iletişim yöntemi kullandıkları için onların daha sakin ve mutlu oldukları görülmüştür.

Uygulamalı Davranış Analizi (UDA)

İngilizce olarak ABA (Applied Behavior Analysis) yöntemi olarak adlandırılan Uygulamalı Davranış Analizi (UDA), davranışsal yöntem olarak adlandırılır ve davranış değiştirme yaklaşımları arasında en sık kullanılan yöntemlerdendir. Bu yöntemde, bireyin davranışları ve davranışlarıyla ilişkili çevresel faktörler ayrıntılı olarak incelenir ve analiz edilir. Bir davranışın değiştirilmesinde çevresel etkenlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Uygun pekiştireç tarifelerinin ve söndürme yöntemlerinin uygulanmasıyla istendik davranışlar elde edilmesi bu yöntemin en güçlü yanıdır.

Uygulamalı Davranış Analizi Uygulamalarının genel avantajları şunlardır:

* UDA somut gözlemlerden yola çıkar böylece bireye kazandırılması planlanan davranışın gözlemlenip gözlemlenmemesine dayanır.

* UDA sırasında kazandırılması ya da azaltılması istenen davranışların hangi oranda kazandırıldığı ya da azaltıldığına göre uygulanan programa müdahale imkânı sağlar.

* Kısa zamanda davranış kazandırma, davranış değiştirme, problemli davranışların azaltılması mümkün olabilmektedir.

* Uygulanan pekiştirme tarifeleri ile davranışın kalıcılığı sağlamak mümkündür.

Davranış değiştirme; Problem Davranışları Önleme ve Problem Davranışları Azaltma olarak iki ana başlık altında toplanır. Problem Davranışları Önleme ise Yeni Davranış Oluşturma, Davranışları Sürdürme ve Arttırma, Davranışların Kalıcılığını Sağlama olarak üç şekilde uygulanır. Öğrenci gözlemlendikten sonra ne tür bir yol izleneceği eğitimcinin gözlem gücüne ve kararına göre değişiklik gösterir. Bu nedenle eğitimci uygulayacağı yönteme çok iyi karar vermelidir. Uygulamalı Davranış Analizinin Aşamaları:

1. Gözlem Yapmak ve Hangi Davranışın Değiştirileceğine Karar Vermek: Uygulamalı davranış analizi eğitimi, bireyi ayrıntılı şekilde gözlemlemekle başlar. Problem davranışı olan bireyin kayıt teknikleri kullanılarak davranışlarına ilişkin fikir sahibi olunması gerekir. Bireyin gözlemlenerek problem davranışlarının belirlenmesi ilk basamaktır. Bireyin davranışlarını gözlemlemek davranışın şiddetinin belirlenmesi, kullanılacak yöntemlerin etkililiği hakkında fikir sahibi olma açısından oldukça önemlidir. Problem davranışın belirlenmesi için kullanılacak gözlem teknikleri şunlardır:

2. Davranışsal Amacın Tanımlanması: Hedef davranış bizim öğrenciye kazandırmak istediğimiz davranış ya da problem davranış yerine ortaya koyduğumuz alternatif olan davranıştır. Hedef davranış tanımlanırken ölçülebilir, gözlenebilir ve olumlu ifadelerin yer almasına dikkat edilmelidir. Yoruma yol açmayacak şekilde tanımlanmalıdır. Örneğin ‘’Öğrenci matematik dersiyle ilgili verilen ödevi bitirir’’ şeklinde bir cümle kurduğumuzda hedef davranışı tanımlamış oluruz. Hedef davranış tanımlandıktan sonra davranışsal amacımızı yazmamız gerekir. Davranışsal amaç yazılırken birey, davranış, koşul ve ölçüt öğeleri kullanılmalıdır. Davranışsal amaç belirlendikten sonra çocuk için uygulanacak programın hazırlanması aşamasına geçilir.

3. Uygulanacak Programın Hazırlanması/Uygulama: Problem davranışları ortadan kaldırmak için davranış değiştirme yöntemlerinden hangisinin kullanılacağına karar vermek önemlidir. Problem davranışları önleyici ya da problem davranışları azaltıcı teknikler mi kullanılacak, eğitimci bu konuda öğrenci için en doğru kararı vermelidir. Bunun yolu da iyi bir gözlem yapmaktan geçer. Davranış değiştirmede eğitimci ortam ve davranışın sonucunu değiştirmelidir ki, öğrencinin hareketleri de bu yönde değişsin.

4. Uygulama Sürecinde Veri Toplanması: Planlanan davranış değiştirme programı uygulanırken, eğitimcinin kayıt yaparak uyguladığı yöntemin sonuçlarını görmesi açısında kayıt tutması gereklidir. Tuttuğu kayıtları inceleyen eğitimci uyguladığı programın işe yararlığını görmesi açısından önemlidir. Programında başarısız olan eğitimci problem yaşanılan uygulamanın belirlenmesinin ardından yöntemini, materyallerini ya da ortam düzenlemelerini değiştirerek başarıya ulaşma yolunda adım atar.

5. Uygulamayı Bitirme: Bu basamakta uygulanan davranış değiştirme programının sonlandırılmasına ya da devam edilmesine karar verilir. Öğrencide gözlenen davranış değişiklikleri kayıt edilerek hazırlanan planın değerlendirme bölümüne gerekli notlar alınır.

Tüm Beceri Yöntemi

Öğretilmesi amaçlanan beceri analizi ileri zincirleme yöntemine göre yapılır. Öğretim sırasında bütün beceri basamakları için uygulama yapılır, yani beceri bir bütün olarak aynı öğretim denemesinde öğretilir. Başta yoğun olarak verilen ipuçları ilerleyen oturumlarda çocuğun beceri basamaklarını yapma düzeyine göre geri çekilir ve çocuğun beceriyi bir bütün olarak gerçekleştirmesi sağlanır. Bütün beceriler tüm beceri yöntemine göre planlanıp öğretilebilir. Ancak bölünemeyen beceriler, bu yöntemle daha etkili bir biçimde öğretilebilir. Örneğin pantolon giyme becerisi, geri zincirleme yöntemiyle daha kolay öğretilebilirken, tuvalet yapma becerisi tüm beceri yöntemine daha uygun bir beceridir.

Açık Anlatım Yöntemi: Açık anlatım yöntemi ‘tümden gelim ya da doğrudan öğretim’ olarak da adlandırılmaktadır. Bu öğretim yöntemi, hem düzenli bir programı hem de araçların kullanımında sistematik olmayı gerektirmektedir.

Açık anlatım yönteminde ayırt edici öğrenme sürecinden yararlanılmaktadır. Bunun için öğretmen, öğreteceği kavramın ilişkili ve ilişkisiz niteliklerini belirler. Daha sonra kavramın olumlu ve olumsuz örneklerini oluşturur. Kavramın ilişkili nitelikleri kavramı tanımlar ve onun benzer örneklerini oluşturur. Örneğin, ‘kırmızı’ kavramı için tek ilişki nitelik onun rengidir. Kırmızıyı temsil eden nesnenin şekli, malzemesi gibi nitelikler ilişkisiz niteliklerdir.

Kavramın olumlu örnekleri, kavramı tanımlayan nitelikleri gösterir. Kavramın olumsuz örnekleri ise kavramı tanımlayan nitelikleri gösterir. Örneğin, ‘kırmızı’ kavramının olumlu örnekleri ‘kırmızı plastik boncuk, kırmızı tahta silindir, kırmızı el işi kağıdı’ dır. Kırmızı kavramının olumsuz örnekleri ise ‘sarı plastik boncuk, yeşil tahta silindir, mavi el işi kağıdı’ dır.

Kavramın olumlu ve olumsuz örnekleri hazırlanırken örnek sayısının çok olmasına ilişkisiz niteliklerin değişmesine dikkat edilmelidir. Daha sonra öğrenciye olumlu ve olumsuz örnekler sunulmalı, öğrencilerin doğru tepkileri pekiştirilmeli yanlış tepkiler görmezlikten gelinip, tekrar sunu yapılmalıdır. Böylece ayırt edici pekiştirmelere yer verilerek öğrenme gerçekleştirilmelidir.

İleri Zincirleme Yöntemi

Bu yönteme göre, öğrencinin performans kaydını almadan önce yapılacak beceri analizi, seçilen becerinin yapılış sırasına göre yazılmalıdır. Yani ilk yapılan basamaktan son yapılan basamağa doğru net şekilde yazılmalıdır. Öğretime birinci basamaktan başlanır ve diğer beceri basamaklarının öğretimi yapılmaz. Birey çalışılan beceri basamağını bağımsız olarak gerçekleştirdikten sonra diğer beceri basamağının çalışılmasına başlanır. Diş fırçalama, iş eğitimi becerileri, yemek yapma gibi becerilerin öğretimi için ileri zincirleme beceri öğretimi kullanılır.

Tersine Zincirleme Yöntemi: Tersine zincirleme yönteminde beceri analizi, en son beceri basamağından ilk beceri basamağına doğru sıralanır; performans alımında ve öğretimde en son beceri basamağından başlanır. Örneğin, çocuk en son beceri basamağında ustalaşınca, en sondan bir önceki basamağın öğretimine geçilir. Her basamağa geçişte, önce öğrendiği basamakları da yapması sağlanır. Bu yöntem daha çok giyinme ve bazı mesleki becerilerin öğretiminde daha olumlu sonuçlar vermektedir.

Basamaklandırılmış Yöntem: Bilginin basamaklara ayrılarak öğretilmesi gerektiğini savunur. Öğrencinin bir beceriye ilişkin, basit ve ön koşul olan bir basamağı öğrenmeden diğer basamakları yapmasının zor olacağını savunur. Basamaklandırılmış öğretim yönteminde bilgi, "yap", "göster", "söyle" ve "yaz" basamaklarını içerisine alan etkinliklerle öğretilir. Bu basamaklara göre yapılan etkinlikler içerisinde öğrenci aktif olarak yer alır.

Öğrencinin izleyeceği basamaklar şunlardır:

a. Yap basamağı: Yap basamağının en önemli özelliği gerçek nesnelerin kullanılmasıdır. Öğretmen öğretim sunumunu gerçek nesneleri kullanarak yapar. Öğrenci de cevabını gerçek nesneleri kullanarak verir. Bu açıdan öğrenciyle öğretmen arasında karşılıklı bir etkileşim gerçekleşir. Örneğin öğretmen elma nesnesinin öğretimini yaptıktan sonra, öğrenciden masanın üstünde elmayı eline almasını ister. Yap basamağı "yap-yap", "yap-göster", "yap-söyle", "yap-yaz" alt basamaklarından oluşur.

b. Göster basamağı: Göster basamağında, öğretmen öğrenciye görsel uyaran vererek öğrenciden sorduğu şeyi göstermesini ister. Öğretmen sunumunu öğrencinin göreceği şekilde göstererek yapar, öğrenciden de doğru tepki bekler. Örneğin öğretmen sunumunu yaptıktan sonra öğrenciden elmayı göstermesini ister. Göster basamağı "göster-yap", "göster-göster", "göster-söyle", "göster-yaz" alt basamaklarından oluşur.

c. Söyle basamağı: Bu basamakta, öğretmen uyaranı sözlü olarak sunar. Öğrenciye sözlü sunum yaptıktan sonra kendisine sorduğu sorunun cevabını sözlü olarak söylemesini bekler. Söyle basamağı "söyle-yap", "söyle- göster", "söyle-söyle", "söyle-yaz" alt basamaklarından oluşur.

d. Yaz basamağı: Öğretmen, öğrenciye uyaranı yazılı olarak verir. Öğretmen sunumu bitirdikten sonra verdiği yönergeye ilişkin öğrencinin tepkisini yazılı olarak vermesini bekler. Yaz basamağı "yaz-yap", "yaz-söyle", "yaz-yaz" alt basamaklarından oluşur.

slogan.jpg